Yazan : Şadi Evren ŞEKER

Bu yazının amacı, günümüzde sıkça internet bağlantısı için tercih edilen ADSL teknolojisini açıklamaktır. ADSL kelimesi, ingilizce Asymmetric Digital Subscriber Line kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır ve Türkçede asimetrik dijital üye hattı gibi bir terim ile karşılanabilir.

Teknolojinin en belirgin özelliği, giden ve gelen verilere ayrılan bant genişliklerinin simetrik olmamasıdır. Yani örneğin indirme (download) için 1Mbit hat tahsisi yapılırken yükleme (upload) için 256Kbit hat tahsisi yapılıyor olabilir. Bu açıdan, genelde indirme (download) ağırlıklı kullanıcılardan oluşan ev kullanıcıları için oldukça cazip bir teknolojidir.

Teknoloji basitçe bakır telefon hatları üzerinden çalışabilir. Frekans paylaşımlı bir ortamda (frequency division multiplexing (FDM)) veri iletimi olduğu için, telefon hattı üzerinde, aynı anda hem telefon konuşmaları hem de veri iletimi gerçekleştirilebilmektedir. Yani veri iletişimi için ayrılan bant genişliğinin farklı frekansları veri ve ses için farklı olarak tahsis edilir. Bu durumu, aynı anda farklı frekanslardan yayın yapan radyo sinyallerine benzetmek mümkündür. Aslında herhangi bir FM alıcısı radyo, bütün frekansları o anda almaktadır ancak sadece ayarlanmış olduğu frekanstaki gelen sinyalleri sese dönüştürerek dinlememize imkan sağlar. Diğer frekansları almak istiyorsak, diğer frekanslara ayarlı farklı radyolara ihtiyaç duyarız.

Benzer durum telefon hattı üzerinden taşınan veriler için de geçerlidir. Uygun alıcı ayarı yapıldıktan sonra, hatta taşınan ses veya veri kısmı ayrıştırılabilir. Bu ayrıştırma işlemi ayırıcı (splitter) ismi verilen özel bir donanım ile yapılmaktadır.

Yukarıdaki şekilde görüldüğü üzere tek bir bakır kablo hattıyla taşınan veri ve ses hatları, splitter marifeti ile iki ayrı hatta bölünmekte ve hatlardan birisi telefona diğeri ise veri iletişimi için bilgisayara veya ADSL MODEM’e yönlendirilmektedir.

Santral tarafında, hem ses hem de veri birleştirilerek aynı hatta indirgenir. Yani evimize kadar gelen bakır kabloların aynı anda hem internet verisi hem de konuşma verisini taşıması için, ses verilerinin geldiği telefon santrali ile internet verilerinin geldiği yönlendirici (router) aynı hatta ve farklı frekanslarda birleştirilmelidir. Bu birleştirme işlemi DSLAM (Digital Subscriber Line Access Multiplexer) ismi verilen ve Türkçede “dijital abone hat erişimi çoklayıcısı” olarak çevrilebilecek bir ilave cihaz ile yapılmaktadır.

Yukarıdaki resimde, bir DSLAM sunucusu ve üzerinde bağlı olan modemler görülmektedir.

Bu işlem, genelde telefon firması tarafından telefon hattının bağlı bulunduğu santralde yapılmaktadır. Ayrıca her telefon hattı için santral kısmında ilave bir modem bulundurulmaktadır.

ADSL teknolojisi

Yukarıdaki giriş kısmından sonra teknolojinin çalışma detaylarına girebiliriz. Teknoloji basit olarak FDM veya TDM yaklaşımlarından birsini kullanır. Yani veri farklı frekans aralığından kesintisiz olarak veya farklı zamanlarda paylaşımlı olarak iletilmektedir.

Her iki teknoloji tercihi için de yükleme akışı (upstream) için ayrılan aralık, indirme akışı (downstream) için ayrılan aralıktan çok daha azdır (genelde ¼ oranında).

Örneğin frekans paylaşımı yapılan bir ortamda, annex A tipi iletişim için yükleme akışına 26,000 ile 137,825kHz arasındaki frekans bandı ayrılırken, indirme akışı için çok daha geniş bir aralık olan 138kHz ile 1104kHz arasındaki bant ayrılmaktadır.

ADSL teknolojisi, bu alanları da daha küçük parçalara bölmektedir. Yaklaşık 4.3kHz genişliğindeki bu alt kanallara terminolojide kutu anlamında “bin” ismi verilmektedir.

ADSL teknolojisi, iletişim kurma aşamasında her bini ayrı ayrı test etmekte ve SNR (signal to noise ratio, sinyal gürültü oranı) değerlerine göre bu binleri kullanıp kullanmamaya karar vermektedir. Genelde mesafeye bağlı olarak gürültünün artacağını düşünürsek, ADSL teknolojisinin neden mesafeye bağlı olarak hızının değiştiği anlaşılabilir. Yani mesafe arttıkça bazı binler daha gürültülü olduğu için kullanıma kapatılacak ve neticede de kullanılabilir bant genişliği düşecektir.

Ayrıca ADSL MODEM’ler, gönderim veya alım için bant genişliğini farklı değerlerle bu binlere dağıtabilmektedir. Örneğin bir bin’in taşıyacağı veri diğerine göre 2 veya 3 misli fazla olabilir. ADSL MODEM bu değerlere yapmış olduğu SNR testlerine göre karar vermektedir.

ADSL2+ teknolojisinde ise her binde tek bit taşıma yaklaşımı kullanılmaktadır. Bu yaklaşımda gürültülü binler hiç kullanılmaz.

Bu aşamada ADSL teknolojisi muhafazakar bir yaklaşımla bit per bin (bin başına bit) değerini düşük tutabilir. Bu yaklaşımda veri iletişiminin yavaşlaması baştan kabul edilmiş olunur ancak amaç, iletişim sırasındaki veri kaybını asgariye indirmektir. Öte yandan biraz daha cesur bir yaklaşımla daha yüksek bin başına bit değeri ile daha fazla veri transferi ve dolayısıyla daha hızlı bir iletişim hedeflenebilir. Ancak bu durumda verinin kaybolma riski daha da artacaktır. İşte bu durumda daha üstte çalışan TCP/IP gibi protokoller paket kayıpları yaşayacağından verinin tekrar ve tekrar yollanması yüzünden hızın yine yavaşlaması söz konusu olabilecektir. Burada iki uç arasında dengeli bir seçim yapılması en hızlı çözümü getirecektir.

ADSL2+ teknolojisi burada dikişsiz oran uyumu (seamless rate adaptation (SRA)) ismi verilen bir çözüm önermektedir. Bu çözüme göre iki taraf arasındaki bin başına bit haberleşmesi çok daha az iletişim ile çözülebilmektedir. Yani ADSL teknolojisi üzerinden iletişim halinde olan taraflar (ev kullanıcısı ve ADSL sunucusu) ilgili bin başına ayrılan bit değerini değiştirmeye karar verdiklerinde bu bilginin iki taraf tarafından da bilinmesi gerekmekte ve bu bilginin taraflar arasında taşınması çok daha az haberleşme aşamasında sağlanmaktadır.

ADSL teknolojisini iyileştirmek için denenen yollardan birisi de, ADSL için ayırlmış olan özel frekans aralıklarının ötesindeki frekansların kullanılmasıdır. Bu yaklaşımda birinci problem, iki tarafta da (ADSL kullanıcısı tarafında da) özel bir cihaz bulunması ve bu yüksek frekans değerlerini algılaması gerekliliğidir. Bu ilave bir maliyet getirir.

Ayrıca ADSL verisinin telefon hatları üzerinden taşındığı unutulmamaldır. Dolayısıyla çoğu yerde birbirine yakın geçen telefon hatları üzerinden yüksek frekans değerlerinde veri iletimi, çoğu zaman çarpraz konuşma (crosstalk) ismi verilen ve bir kablodaki veri iletişimi sırasında oluşan manyetik alanın diğer hatta etkilemesi olarak anlaşılabilecek problemin doğmasına sebep olur.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


6 − beş =